|
Türk Tabipleri Birliği, domuz gribi
ile ilgili güncel gelişmeler doğrultusunda, Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr.
Alpay Azap’ın katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi. Akova ve Azap’ın
domuz gribi hakkında en çok sorulan sorulara verdikleri yanıtlar şöyle:
Domuz gribi hakkında kısa bilgi…
Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsünün
neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerinin bir karışımı olarak
karşımıza çıkmış olan yeni grip türüdür. İlk defa Mart 2009’da Meksika’da
insanlar arasında görülmeye başlayan grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve
hatırlanacağı üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Haziran 2009’da pandemi (faz
6) alarmı vermiştir. Geçen dönem güney yarı kürede görülen hastalık,
kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda kuzey yarı kürede yayılmaya
başlamıştır.
Hastalığın klinik seyri nedir?
Hastalığın klinik belirtileri
mevsimsel gripten farklı değildir. Pandemik grip (H1N1) şu aşamada mevsimsel
influenzadan daha ağır seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine
sahiptir. Mevsimsel influenzadan en önemli farkı toplumun büyük kesiminin
daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu
nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa açıktır. Pandemik H1N1’in
öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal influenzadan daha düşük bir
orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı
normal influenzaya göre daha yüksektir.
Kimler daha çok etkileniyor?
Hastalığın bugüne kadarki seyri
incelendiğinde, 6 ay-24 yaş arası çocuk ve gençlerin daha çok etkilendiği
görülmüştür. Hamileler, hasta olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet
grupları hastalıktan etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır. Hastalık 65
yaş üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun 1918’de
meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu düşünülüyor. 1918’de meydana
gelen grip salgınındaki virus bugünkü viruse çok benziyor. O virus 1950’lere
kadar dolaştığı için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık
geliştirdiği kabul ediliyor.
Endişeli olunan nokta nedir?
Endişeler influenza A virusunun çok
kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, ilerleyen süreçte
hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey
söylenememektedir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan grip salgınlarında,
başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü
hastalık yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir.
Hasta olmamak için ne yapmalı?
Öncelikli risk grubu olarak ifade
edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene
dikkat başta gelmektedir. Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine maksimum
önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların
sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır.
Okullarda, çocukların bir arada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı
faaliyetler sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya
getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul gezileri
sınırlanmalıdır.
Hastalık görüldüğünde, okulların kapatılması için bir ölçüt var mıdır?
Bunun için geliştirilmiş rakamsal bir
ölçüt ne yazık ki yok. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), okul kapatma ve benzeri uygulamaların
salgının başlangıcında yapıldığı takdirde infeksiyonun yayılmasını yavaşlatacağını
dolayısıyla sağlık otoritelerine gerekli hazırlıkları yapmak için zaman
kazandıracağını belirtmektedir. Bugün için ülkemizde gerçekleştirilen okul
kapatma uygulamaları da aşı sağlanana kadar infeksiyonu olabildiğince sınırlı
tutabilmek amaçlıdır.
Beraber çalıştığımız birisinde ya da
çocuğumuzun sınıf arkadaşında hastalık olunca ne yapmalı? Koruyucu ilaç
almalı mı?
Hasta olduğu
düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu virusun varlığı
yönünden taranmasına gerek yoktur. Hastanın grip semptomları yönünden takip
edilmesi yeterlidir. Ancak semptom çıkması durumunda hasta tedavi yönünden
değerlendirilmelidir. Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da
tedaviye ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların hastalığa
yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi bulunmamaktadır. Belli
bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir.
Belirtileri neler ve görülünce/hasta olunca ne yapılmalı?
Pandemik grip (H1N1) in belirtileri
mevsimsel griple aynı olup ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas
ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi
belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda
uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen iyileşene kadar -ki bu
süre genellikle 7 gündür- evde tutulmalı, hastalığın daha uzadığı durumlarda
ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan
çocukların iyi beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.
Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı mı?
Pandemik grip (H1N1) için geliştirilen
aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan’da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye’de var
olan aşı bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen mevsimsel
grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim çalışmaları Temmuz ayı
başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve
erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz.
Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye ediliyor?
ABD ve Avrupa’da üretilen iki tip aşı
var. Bu iki tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde
zayıflatılmış canlı virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar
içerisinde üç önemli madde var. Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta
esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım. İkinci madde
ise ABD’de olmayan ve Avrupa’da olan adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma
gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı.
ABD, var olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar
nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor.
Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı
romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne
sürülüyor. Bu nedenle de ABD’de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava
olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa’daki
aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından
üretiliyor. Türkiye’ye gelecek aşıların içerisinde büyük olasılıkla bu madde
olacak. “Bunun bulunmasının bir zararı var mı” sorusuna kesin bir yanıt
verilemiyor ancak Avrupa Birliği’nde adjuvanlı (sequalen veya alüminyum)
aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki hali hazırda bildirilmiş
değil. Ama bu sadece Türkiye’ye özgü bir şey değil, ABD dışındaki tüm
ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak. Üçüncü madde ise
cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını
engelleyen koruyucu bir madde. ABD’deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor.
Civa olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda aşı
yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım
rahatsızlıklara yol açabiliyor, ancak tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor. Aşıların yan etkileri söylendiği gibi mevcut grip aşılarından daha fazla mı? Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı. Üretme tekniği teknolojinin de gelişmesiyle çok daha iyileşmiş olmakla birlikte temel olarak üretim basamakları on yıllardır hep aynı. Embriyonlu tavuk yumurtasından üretiliyor. Son yıllarda doku kültürlerinden de üretilse de bunların sayısı çok az. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim var. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı da ihmal edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor. Aşının kanser yaptığına dair söylenceler kesinlikle doğru değil. Söylendiği gibi geçmiş yıllarda, 1950-60 larda yaşanmış olumsuz tecrübeler var mı? Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü şöhret, 1976 yılında ABD’deki aşılama sırasında sinir sistemini tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki on yıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa neden olduğu ispatlanamamıştır. Arada doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulamamıştır. Bu hastalık her toplumda 100.000’de 4-5 sıklıkta görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı düşünülmektedir. ABD’de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş yıllar içerisinde yüz binlerce aşı uygulamasını değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini artırmadığını tersine bir miktar azalttığını belirtmiştir. Aşı yapımı nasıldır? Adjuvan etki nedir? Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90’a çıkıyor. “Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi” sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru bir yaklaşım değil. Aşı olunmasını öneriyor musunuz? Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir. Kimler aşı olmalı? 65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay – 24 yaş arasındaki kişiler, hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor. KAYNAK TÜRK TABİBLER BİRLİĞİ http://www.ttb.org.tr/h1n1/index.php?option=com_content&view=article&id=111&Itemid=132 KUŞ GRİBİ KÜMES HAYVANLARINDA KUŞ GRİBİ (İNFLUENZA-H5N1) TESPİT EDİLEN BÖLGELERDE YAPILMASI GEREKEN ÇALIŞMALAR Acil Servislerde ve O Bölgede Çalışan Hekimlerin Bilgilendirilmesi Kuş Gribi Nedir? Kuş gribi (avian influenza), influenza virüslerinden A tipinin neden olduğu ve kanatlılarda görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Hasta hayvan teması sonrası nadiren de olsa insana hastalık bulaşabilir. İnsanlarda görülen hastalık belirtileri nelerdir? 38 °C’nin üzerinde ateş ile birlikte Öksürük, Boğaz ağrısı, Kırıklık, Nefes darlığı İshal yakınmalarından bir ya da birkaçı bir arada görülmektedir. Vaka Tanımı Nedir? Klinik Tanımlama Aşağıdakilerden en az birinin olması gerekir: Ateş ile birlikte akut respiratuvar enfeksiyon semptom ve belirtilerinin olması Açıklanamayan akut respiratuvar hastalığa bağlı ölüm Epidemiyolojik Kriterler Son 10 gün içinde aşağıdakilerden en az birinin olması gerekir. Olası ya da kesin vaka (doğrulanmış) olduğu bildirilen bir kişi ile yakın temas (bir metre içinde), Laboratuvarda maruziyet, Hasta veya ölü bulunan yabani kuşlar ve kümes hayvanları, diğer hayvanlar ve/veya kesin avian influenza virüs ile enfekte olduğu gösterilen bir hayvanla yakın temas (bir metre içinde), İkamet edilen veya ziyaret edilen alanda, yakında avian influenza virüsten şüphelenilmesi veya doğrulanması ve aşağıdakilerden en az birinin olması gerekir. Kontamine bir alanda hasta ya da ölü evcil kümes hayvanları ile veya yabani kuşlarla ve hayvanlarla yakın temasta (bir metre içinde) bulunmuş olmak, Önceki ay içinde hasta ya da ölü evcil kümes hayvanlarının bildirildiği enfekte bir alanda ev veya çiftlikte bulunmuş olmak KAYNAK TC SAĞLIK BAKANLIĞI https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/bulasici-hastaliklar/avian-influenza-ku%C5%9F-gribi/avian-influenza-ku%C5%9F-gribi-rehber.html MEVSİMSEL GRİP Mevsimsel Grip Hastalığı (Grip) Nedir? Grip influenza virüsünün neden olduğu, genellikle yıl içerisinde sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başına kadar olan dönemde daha sık görülen oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Toplumun özelliklerine göre her yıl belirli sayıda insanı etkiler ve hastalandırır. Bu nedenle her yıl sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başı arasında beklenen sayıda kişide görülen bu hastalık mevsimsel grip olarak ifade edilmektedir. . Grip Belirtileri Nelerdir? Grip belirtileri, virüsün vücuda girmesinden sonraki 1-3 gün içerisinde ortaya çıkar. Aşağıdaki belirtilerden biri ya da birkaçı görülebilir; Ateş (koltuk altından ölçülen 38 °C ve üzeri) Titreme Kuru öksürük Boğaz ağrısı Burun akıntısı ve tıkanıklığı Baş ağrısı Kas ve eklem ağrıları Şiddetli halsizlik İshal, nadiren kusma Ateş (38 °C ve üzeri ) yükselir ve titreme görülür, bunlara baş ve karın ağrısı eşlik etmektedir. Kuru bir öksürük görülür. Bunların dışında, eklem ve boğaz ağrıları, iştahsızlık, burun akıntısı, hapşırma, baş dönmesi de grip hastalığında görülebilir. Çocuklarda bu duruma kusma ve ishal eşlik edebilir, küçük çocuklarda dikkat edilmesi gereken ek belirti huzursuzluk, iştahsızlık ve uyku halidir. Belirtiler hastanın günlük işlerini etkileyecek düzeye ulaşabilir. Halsizlik grip geçtikten sonra bile bir kaç hafta devam edebilir. Şikâyetler genellikle 7 gün sürer, ilk 2-3 gün içerisinde şiddetlenir ve sonrasında düzelme başlar, ancak iyileşme süresi 1- 2 haftaya kadar da uzayabilir. Grip Nasıl Bulaşır? Temel olarak hasta bireylerin öksürme, hapşırma ve konuşma esnasında yaydıkları damlacıkların, sağlıklı bireyler tarafından solunum yoluyla alınmasıyla bulaşmaktadır. Hasta kişinin öksürmesi ya da hapşırması sonucu etrafa influenza (grip) virüsü içeren milyonlarca damlacık dağılır. Bu damlacıkların enfekte bireylerin 100 – 180 cm (1-2 metre) uzağına kadar yayılabildiği gösterilmiştir. Az da olsa, bu damlacıkların bulaştığı yüzey ve nesnelere temas edildikten sonra ellerin ağız, burun veya göze sürülmesi ile de bulaşabilmektedir. Tokalaşma, öpüşme, bir metreden fazla yaklaşarak konuşma önemli bulaş yollarıdır. Kapı kolu, masa, bardak, vb. yüzeylerde virüs 2-8 saat canlı kalmaktadır. Hasta kişiler belirtilerin ortaya çıkmasından 1 gün öncesinden başlayarak hastalığın 5.-7. günlerine kadar bulaştırıcıdır. KAYNAK GRİP GOV TR https://grip.gov.tr/tr/mevsimsel-grip HEPATİT C Hepatit C’yi Anlamak Siz ya da bir yakınınızda Hepatit C virüsü varsa ya da bu virüsü taşıma olasılığı varsa, hastalık hakkında doğru bilgi edinmeniz çok önemlidir. Hastalık ile ilgili doğru bilgiye sahip olmanız hastalığınızı daha kolay yönetmenize ya da çevrenizdekilerin hastalıklarını yönetmesine yardımcı olacaktır. Bu sayfada hastalık ile ilgili temel bilgileri bulacaksınız. Hepatit C (HCV olarak da adlandırılır) karaciğerde hasar oluşmasına sebep olan bir virüstür. Bu virüs, bağışıklık sisteminin sağlıklı karaciğer hücrelerine saldırmasına yol açar. Hepatit C virüsü enfeksiyonu kronik karaciğer hastalığının temel sebeplerinden biridir. Hepatit C hastaları yalnız değilsiniz. Amerika’da 3.2 milyon, dünyada 71 milyon kişide, ülkemizde ise nüfusun %0,5’i ila %0,9’unda hepatit C hastalığı görülmektedir.4,5,6 Virüsü taşıyan her 100 kişinin %75-85’inde kronik hepatit C gelişir. Kronik Hepatit C bulunan kişilerin; %60-70’inde kronik karaciğer hastalığı gelişir%5 ila %20’sinde siroz oluşurSirozlu hastalarin %1 ila %5’inde ise karaciğer kanseri gelişir Sarılık, iştahsızlık, halsizlik ya da karın ağrısı gibi belirtiler hastalığın akut ya da kronik döneminde ortaya çıkabilir. Ancak, hastaların çoğunda hastalığın ilerlediği 20 yıl ya da daha fazla sürede hiçbir belirti görülmeyebilir.3 Hepatit C enfeksiyonu hangi evrede olursa olsun, karaciğer hasarı oluşabilmesine rağmen hiçbir belirti göstermeyebilir. Aslında, çoğu hastada siroz ya da karaciğer kanseri gibi rahatsızlıklar ileri evreye ulaşıncaya dek belirti gözlenmez. Hepatit C enfeksiyonu kapan hastaların yaklaşık %80’i hiçbir belirti göstermezler. Hastalık hangi evrede olursa olsun, karaciğer hasarı oluşabilmesine karşın belirtiler görülmeyebilir. Aslında, çoğu hastada siroz ya da karaciğer kanseri gibi rahatsızlıklar ileri evreye ulaşıncaya kadar belirti gözlenmez. Bu sebeple hastalığa erken tanı konması çok önemlidir. Hepatit C hakkında daha fazla bilgi almak için hekiminize ya da size en yakın sağlık kuruluşuna danışınız. Hepatit C’nin Belirtileri Hepatit C tanısını kendi kendinize koymanız olanaksızdır. Hepatit C genellikle belirti göstermez ya da belirtileri gripten veya hepatite yol açan diğer hastalıklardan farklı olmayabilir. Aşağıdaki listede yer alan belirtilerden herhangi biri sizde varsa ya da hepatit C açısından risk altında olduğuzu düşünüyorsanız hekiminize durumu anlatın. Risk faktörlerinize ve belirtilerinize göre hekiminiz hepatit C testi yapmak isteyebilir. Hepatit C enfeksiyonu karaciğerde hasar oluşmasına neden olur ve karaciğerin fonksiyonlarını yerine getirememesine yol açar. Bu sebeple Hepatit C tanısı ne kadar erken konursa, hastalığın yönetimi açısından o kadar iyi olur. İleri evre karaciğer hasarı, siroz olarak da bilinir. Karaciğer fonksiyonundaki kaybın boyutu ile orantılı olarak belirtilerin şiddeti değişebilir. Karaciğer hasarı ne kadar fazlaysa, hastalık o kadar şiddetli olur.1,2 Karaciğer karnın sağ tarafında yer alır. İç organların en büyüğüdür ve sağlığın korunmasına yardımcı olma açısından birçok önemli görevi vardır. En önemli işlevleri arasında besinlerin işlenmesi, toksinlerin kandan uzaklaştırılması yer alır. Bu nedenle karaciğer hasarı gördüğünde ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Hepatit C bulaşan bir kişide virüs karaciğere saldırır. Belirtiler ilk 2 hafta ile 5 ay arasında bir sürede ortaya çıkabilir. Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye göre değişebildiğinden bazı kişiler bir hastalığa yakalandıklarını fark etmeyebilirler.1 Akut ve kronik hepatit C belirtileri arasında şunlar yer almaktadır:1 Ateş,Halsizlik (yeterince dinlenmiş olsanız ya da aşırı fiziksel aktivitede bulunmasanız bile yorgunluk hissetme),İştahsızlık,Bulantı,Kusma,Karın ağrısı,Koyu renk idrar,Dışkıda renk değişikliği,Eklem ağrısı,Sarılık (göz aklarının ya da derinin sararması). Bazen bu belirtiler hafif olabilir ya da hiç görülmeyebilir. Bu nedenle belirtilerin, örneğin grip gibi hepatit C’den daha az zararlı bir nedene bağlı olduğu sanılabilir. Hatta bazı kişiler sağlık güvencesi olmadığı için hekime gitmeyebilir. Bu durum hepatit C tanısı konmasını ve potansiyel olarak zararlı bir hastalıkla baş etmeyi güçleştirebilir. Hepatit C çoğunlukla belirti vermez. Bu durum virüse tanı konamamasına yol açabilir. Hepatit C sessiz bir hastalık olarak kabul edilir, çünkü bu hastalığın bulunduğu kişilerde belirti görülmeyebilir. Çoğu kişi kendilerinde hepatit C bulunduğunu yıllarca bilmeksizin yaşayabilir. Kronik hepatit C tablosunun gelişmesi 30 yılı bulabilir.1 KAYNAK HEPATİTSİZ YAŞAM https://hepatitcsizyasam.com/anlamak.html HEPATİT B Hepatit B hastalığı, hepatit B virüsünün neden olduğu, bulaşıcı bir hastalıktır. Hepatit B Virüsü Nasıl Bulaşır? En yaygın bulaşma yolları; Kontrol edilmemiş kan nakli ya da kan ürünlerinin kullanımı Sterilize edilmemiş araçlarla tıbbi ya da diş müdahaleleri Anneden bebeğe doğum sırasında Kullanılmış enjektör paylaşımı Tıraş bıçağı, diş fırçası gibi eşyaların paylaşımı Sterilize edilmemiş araçlarla dövme ya da vücut takılarının uygulanması Güvenli olmayan cinsel ilişki ile bulaşabilir. Hepatit B Hastalığının Belirtileri Nelerdir? Hastalık belirti ve bulguları, erişkinlerde bebekler veya çocuklardan daha sık meydana gelir. Yetişkinlerin yaklaşık % 50’sinde hastalık etkeni olan virüsle temas ettikten 45-160 gün (ortalama, 120 gün) sonra belirtiler görülebilir. İyileşme döneminde,sarılık, iştahsızlık ve diğer belirtiler kaybolur ise de halsizlik ve yorgunluk, haftalar ya da aylarca sürebilir. Halsizlik, yorgunluk İştahsızlık Bulantı, kusma Karın ağrısı Ateş Baş ağrısı Kas ve eklem ağrıları, artrit Deri döküntüleri Koyu renkli idrar Gözlerde ve ciltte sararma Hepatit B Virüs Enfeksiyonlarında Bulaştırıcılık Dönemi Ne Kadar Sürer? Akut veya kronik hepatit enfeksiyonu olmasına bakılmaksızın bütün HBsAg pozitif insanlar bulaştırıcı olarak kabul edilirler. (Hastalığın bulaşmasından sorumlu madde (HBsAg) kan ve vücut sıvılarında belirtilerin başlamasından 2 ay öncesinden belirtilerin çıkışının sonrasına kadar olan dönemde mevcuttur). Hepatit B Virüs Enfeksiyonlarından Korunmak Neden Önemlidir? Akut Hepatit B Virüs (HBV) enfeksiyonu geçiren yetişkinlerin büyük bir kısmı genellikle tamamen iyileşebilir ve hastalığa karşı bağışıklık oluşur. Bununla birlikte akut hastalık geçiren insanların % 1-2’sinde fulminant hepatit adı verilen son derece ölümcül olan tablo gelişir.Akut HBV enfeksiyonu sonuçları ciddi olabilmesine rağmenHBV enfeksiyonu ile ilişkili ciddi sonuçların çoğu hastalığın kronikleşmesi ile gelişir. Kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanseri gibi hastalıklardan her yıl binlerce insan hayatını kaybetmektedir. Kimler Daha Fazla Risk Altındadır? Hemodiyaliz hastaları Organ ve kemik iliği nakli adayları ve alıcıları, Sık kan ve kan ürünü kullanmak zorunda kalan kişiler, Madde bağımlıları, Hepatit B taşıyıcılarının aile içi temaslılardan aşısız olanlar Çok sayıda cinsel eşi olan ve para karşılığı cinsel ilişkide bulunan kişiler, Eşcinsel/biseksüel erkekler, Hepatit B dışında kronik karaciğer hastalığı olan kişiler, Cezaevlerinde ve ıslahevlerinde bulunan hükümlüler ve çalışanlar Piercing, kalıcı dövme yaptırmayı planlayan kişiler, Berberler-kuaförler, manikür ve pedikürcüler Zihinsel engelli bakımevlerinde bulunan kişiler, Yetiştirme yurtlarında bulunan kişiler, Güvenlik personeli (asker, polis vb. arasında kan ve hasta çıkartıları ile temas riski yüksek olanlar) Sağlık kurumlarında çalışan temizlik elemanları, 112 acil sağlık hizmetleri personeli ile acil durum, afet ve olağandışı durumlarda görev alan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli ile kazalar ve afetlerde ilk yardım uygulayan kişiler, Hepatit B’nin yaygın olarak görüldüğü ülkelere seyahat edecek kişiler. |
KAYNAK SAĞLIK GOV TR
https://asi.saglik.gov.tr/liste/4-hepatit-b-hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1-nedir.html



